SURELERİN SIR VE FAZİLETLERİ
Anasayfa | Yazı ve Makaleler

Yazı ve Makaleler

Dini Kime Soracağımızı Bilelim

Dini Kime Soracağımızı Bilelim

Çare aramaktır, fayda ummaktır, ihtiyacı gidermektir, bilmek ve öğrenmek istemektir sormak… Bundandır, “Her şeyin bir anahtarı vardır. İlmin anahtarı ise soru sormaktır.” Denilmesi. Evet, soran yanılmaz lakin her ne hususta olursa olsun ehline sorduğu müddetçe. Günümüz şartlarında ehline ulaşmak zor değildir; sadece samimiyet ve biraz gayret gerektirir. Bu yola meyletmediğimizde ise zekâsı ve dünyevi tahsiliyle, hoşa giden duruşu ve nasihatiyle vs. yani başımızda olup, göz dolduran nicesine dinden sual ederiz “Ben bilmiyorum” diyeni bulmak zor olduğundan mutlaka bir cevap verilir sualimize. Ve her haliyle dini bir hüküm içerdiğinden bu bir fetvadır; Kur’an-ı Kerim’e, sünnet-i seniyyeye, icma ve kıyas’a isabet edip etmediği belli olmayan.

Devamını Oku »

Kur’an-ı Kerim Nedir

Davet ve Emanettir Kur’an-ı Kerim, Âlemlerin rabbi Rahman ve Rahim olan Allah Teâlâ’nın kelamıdır; mümin dostlarına en kutlu selamı ve en tatlı hitabıdır. Kuran-ı Kerim, kâinatın sahibi tarafından kâinatın efendisi Hz. Muhammed’e (Sallallahû Aleyhi ve Sellem) indirilmiş ve bütün insanlığa bir hidayet kitabıdır. Kuran-ı kerim, baştan sona nur, ilim hikmet ve şifa dolu mübarek bir kitaptır. Kuran-ı Kerim, yüce Allah’ın bütün insanlığa en şerefli daveti ve emanetidir.

Devamını Oku »

Kuran-ı Kerim’den Nasiplenmek

Kuran-ı Kerim ile Nasiplenmek

Zaman hızla geçip gidiyor. Günler, aylar derken bir de bakıyoruz ki yıllar geçmiş, ömrümüzün büyük bir kısmı tükenmiş. Hızlı bir akışın içinde geçiyor günlerimiz. Eğer dikkat etmez, toparlanmaz, zaman muhasebesi yapmazsak aldanıp gidiyoruz. Kur’an-ı Kerim eğitimi ülkemizde eskiden beri yaz aylarında yoğunluk ve yaygınlık kazanıyor. Kurslar açılıyor, camilerde eğitim veriliyor. Bunları bir fırsat bilip çocuklarımızı bu kurslara yönlendirmeliyiz. Bu hayırlı kapıdan, hidayet menbaından çocuklarımızı mahrum etmemeliyiz. Çocuklarımıza rehberlik edecek bizleriz. Öyleyse hak ve hakikati tanımada onlara imkan ve fırsat sağlamalıyız. Başta kendimiz uygulayarak onları hayırlı amellere yönlendirmeliyiz. Ancak bu şekilde hem kendimizi hem de onları dünya ve ahiret ateşinden koruyabiliriz. Müslüman için Kur’an-ı Kerim asla ihmal edilemeyecek kadar önemlidir, mücellâ dinimizin temelidir. Öncelikle ibadetlerimiz Kur’an’sız olmaz. Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeliyiz ki namazlarımızda kıraatimiz doğru olsun, namazlarımız Rabbimiz indinde kabul buyurulsun. Çünkü kıraat namazın farzlarındandır. Sonra Kur’an-ı Kerim rehberimizdir. Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. buyurmuştur ki: “Size iki şey bıraktım, bunlara sarılırsanız sapmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ve benim sünnetimdir.” (Buhârî) Ayrıca Kur’an-ı Kerim okumak büyük mükafat vesilesidir. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim hatmi ilk Sahabe-i Kiram efendilerimizden bu yana müminlerin çok önem verdiği, alışkanlık haline getirdiği hususlar arasında yer almıştır. Büyüklerimizden Abdurrahman Tâhî k.s. hazretleri evlerde sesli Kur’an okumanın zulmeti kardıracağını buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim mümin için bir duadır, şefaat vesilesidir. Kişi Kur’an okudukça dua etmiş, Rabbine yaklaşmış olur. Cenab-ı Mevlâmız, müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim hakkında şöyle buyurmuştur: “Ona ne önünden ne ardından bâtıl yaklaşamaz. O herkes tarafından övülen ve hikmet sahibi olan Allah’tan indirilmiştir.” (Fussilet, 42) Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. de şöyle buyurmuştur: “Kur’an ehli kimseler, Allah’ın ehli ve has kullarıdır.” (İbn Mâce, Nesâî) Bir seferinde Efendimiz s.a.v. buyurur: – Demir paslandığı gibi kalpler de paslanır. Bu söz üzerine sorulur: – Ey Allah’ın Rasulü, öyleyse kalplerin cilası nedir? Allah Rasulü s.a.v. şöyle cevaplar: – Kur’an okumak ve ölümü hatırlamaktır.” (Beyhakî) İmam Gazalî rh.a. Kur’an-ı ...

Devamını Oku »